Osman KARAKAYA Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni - Tarihe Göre Filtrelenen Öğeler Kasım 2016

Sünnet-i Seniyyeler

"...Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin..." Haşr;7
"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır." Ahzab; 71

Görselleri kaydetmek için resimlerin üzerine sağ tıklayınız ve resmi farklı kaydediniz.

Devamını oku...

Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye Vasiyeti

Ey oğul, artık Bey’sin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoş görmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana... Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kula bağlı. Allah yardımcın olsun... Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın! Ama; bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin. Öfken ne nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın! Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi değildir. Bütün bilinmeyenler feth edilmeyenler, görünmeyenler, ancak sen faziletli ve ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır. Ey oğul! Ananı, atanı say ! Bereket büyüklerle beraberdir. İnancını kaybedersen, yeşilken çöllere dönersin. Açık sözlü ol ! Her sözü üstüne alma! Gördüğünü görme ! Bildiğini bilme” Sevildiğin yere sık gidip gelme ! Ey oğul ! Üç kişiye acı: Cahil arasındaki alime, zenginken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene. Ey oğul ! unutma ki,yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklıysan mücadeleden korkma.

Devamını oku...

Duanızın Kabulü İçin 21 Öneri

1. Duanızı yalnızca Allah'ın kabul edebileceğini bilerek dua edin.

Allah iman edip, salih amel işleyenlerin tevbesini kabul eder, onlara lütfundan daha fazlasını verir. Kâfirler için ise şiddetli bir azap vardır. (Şura Suresi; 26)

2. Kararlılıkla ve duanızın kabul olacağına inanarak dua edin.

3. Duaya, Allah'a (c.c.) hamd ve peygamber efendimize (s.a.v.) salavat ile başlayın.

4. Allah'ın isim ve sıfatlarını anarak dua edin.

5. Hayırlı olanı isteyin.

6. Sesinizi yükseltmeyin, dengeleyin.

7. Acele etmeden dua edin.

8. Duanızı 3 defa tekrar edin.

9. Kıbleye yönelerek dua edin.

10. İçtenlikle ve ümitle dua edin.

Devamını oku...
  • Kategori Kitap

Sınav Başladı

Bu kitabımız kendi aramızda bir sohbet havasında. Karşılıklı konuşalım, birbirimize sorular soralım, beraber gülelim, beraber ağlayalım. Biraz mizah yapalım, ders alalım. Tespitler yapalım, nasıl iyileştirmeler yaparız, onu konuşalım. Beraber test yapalım doğru cevabı bulmak için. bazen de yanlışı bulalım doğruya varmak için. Hep beraber neden var olduğumuzu bir daha unutmamak üzere anlayalım ve kalan hayatımızı ona göre yaşayıp, sınavımızı tamamlayalım. Kurtulalım tüm sınavlardan, sorulardan, cevaplardan…

Kitap Gönüllüleri Platformunun bir etkinliği olarak okutulan bu kitapla ilgili görüşlerimizi paylaşmıştım. Hilmi Yılmaz hocam kitabın ismiyle kurulan sitesinde görüşlerimize yer vermiş sağolsun. Yine öğrencilerimizden kitapla ilgili görüşlerini yazılı olarak rica etmiştik sitenin okur görüşleri bölümünde tamamına yer vermiş. Okur görüşleri

2014/2015 Eğitim öğretim yılında Kitap Gönüllüleri Platformu okulumuzu ve öğrencilerimizi aydınlatmaya devam ediyor. Öğrencilerimizin kitaplara olan ilgisi ve sevgisi platformun etkinlikleri sayesinde artıyor. Hilmi YILMAZ tarafından kaleme alınan Sınav Başladı isimli kitap arkadaşlarımız tarafından çok sevildi ve takdir topladı. Okulumuzda okuma yarışı başladı. “Bu kitap konuşuyor öğretmenim” “Sanki bizimle sohbet ediyor” gibi geri dönütleri alıyoruz. Kitap Gönüllüleri Platformuna çok ama çok teşekkür ediyor, bir sonraki etkinliği merak ve heyecanla bekliyoruz. Dede Korkut Ortaokulu Seyhan/Adana Osman Karakaya Öğretmen

Devamını oku...
  • Kategori Kitap

Dini Konularda Kendini Kandırmanın 40 Yolu

Önsöz

Anlaşılması zor bir varlıktır insan. Kendisini bir su damlacığından var eden, sayısız nimet ve imkân ile onu gözeten Rabbine karşı nankördür çoğu zaman. Zorluk, sıkıntı ve keder anında yakaran ama rahata erdiğinde tüm yakarışlarını unutan bir varlık. Daha tansiyonuna bile hâkim olamazken kendini evrenin hâkimi sayan, gelip geçici dünya heveslerinin peşinde koşan, hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışmaktan her an ölecekmiş gibi ahireti için çalışmaya fırsat bulamayan... “Neden var oldum?”, “Varlığımın bir amacı var mı?”, “Beni var edene karşı sorumluluklarım neler?” ya da “Öldükten sonra bana ne olacak?” gibi en temel soruları sormaya zaman bulamazken, nefsine hoş gelen her türlü şeye bolca zaman bulan. Hak etmek için bir şey yapmadığı halde kendisine verilen sayısız nimete rağmen kendisinden yine kendi faydasına olan şeyleri bekleyen Rabbinin buyruklarına karşı aldırmazlık eden, türlü bahaneler ileri süren ve en acısı da Allah’ın var olduğuna inanmasına rağmen Allah yokmuş gibi yaşayan insan. Dini yükümlülüklerini yerine getirmemek için hem kendini, hem de çevresini kandırmada her türlü kurnazlığa aklı eren ama Allah’ın apaçık emir ve delilleri karşısında kör, sağır ve dilsiz kesilen insan. Allah’ın tüm uyarılarına rağmen şeytanın adımlarını izleyen, kendisini Allah’a beğendirmesi gerekirken Allah’tan başka herkese kendini beğendirme derdine düşen insan. Allah’ın buyruklarına göre yaşamamak için türlü mazeretler ileri sürerek en büyük kötülüğü kendisine yapan ve hesap günü imtihanının konusunun yaşadığı hayat olacağını bile bile gerektiği gibi dersine çalışmadığı için derin bir üzüntü ve pişmanlık içinde kaçacak bir yer arayacak olan insan: Der ki insan o gün: “Kaçılacak yer nerede?” Hayır, sığınacak herhangi bir yer yok. O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur. O gün, önceden takdim ettikleri ve erteledikleri şeyler insanın önüne getirilir. Doğrusu, insan kendi kendisine tanıktır. Dökse de ortaya tüm mazeretlerini.* Zaten bir gün kaçınılmaz olarak yüzleşeceğimiz hatalarımızla hemen yüzleşmek varken bunu ertelemek neden ve nereye kadar? Karşı karşıya olduğunuz tehlikenin farkında mısınız? Eğer gerçeklerle yüzleşmek için hâlâ kendinizi hazır hissetmiyor ve “Henüz benim için erken” diyerek dini konularda kendinizi kandırmaya devam etmek ve şeytanı sevindirmek istiyorsanız bu kitabı elinizden bırakarak yaşantınıza kaldığınız yerden devam edebilir ya da hatalarınızın farkına varmak için kendinize büyük bir iyilik yapabilirsiniz. Emin olun, bu kitabı okumanız şeytanı çok kızdıracak!

 İstanbul Yayınevi

Eser Adı: Dini Konularda Kendini Kandırmanın 40 Yolu

Yazar: Emre Dorman

İletişim: www.emredorman.com

PDF Olarak kitabı indirmek için tıklayınız.

 

 

Devamını oku...

Zamanın Değeri

Zamanın Değeri Hakkında Uygulamalı Bir Ders Aşağıdaki gerçek hikâye Kellog Business School’da (Northwestern Üniversitesi) İş İdaresi mastır öğrencileri ile Zaman Yönetimi dersi profesörü arasında geçer: Profesör sınıfa girip karşısında duran dünyanın en seçilmiş öğrencilerine kısa bir süre baktıktan sonra, “Bu gün Zaman Yönetimi konusunda deneyle karışık bir sınav yapacağız” dedi. Kürsüye yürüdü, kürsünün altından kocaman bir kavanoz çıkarttı. Arkadan, kürsünün altından bir düzine yumruk büyüklüğünde taş aldı ve taşları büyük bir dikkatle kavanozun içine yerleştirmeye başladı. Kavanozun daha başka taş almayacağına emin olduktan sonra öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu. Öğrenciler hep bir ağızdan “Doldu” diye cevapladılar. Profesör “Öyle mi?” dedi ve kürsünün altına eğilerek bir kova mıcır çıkarttı. Mıcırı kavanozun ağzından yavaş yavaş döktü. Sonra kavanozu sallayarak mıcırın taşların arasına yerleşmesini sağladı. Sonra öğrencilerine dönerek bir kez daha “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu. Bir öğrenci “Dolmadı herhâlde” diye cevap verdi. “Doğru” dedi profesör ve gene kürsünün altına eğilerek bir kova kum aldı ve yavaş yavaş tüm kum taneleri taşlarla mıcırların arasına nüfuz edene kadar döktü. Gene öğrencilerine döndü ve “Bu kavanoz doldu mu?” diye sordu. Tüm sınıftakiler bir ağızdan “Hayır” diye bağırdılar. “Güzel” dedi profesör ve kürsünün altına eğilerek bir sürahi su aldı ve kavanoz ağzına kadar doluncaya dek suyu boşalttı. Sonra öğrencilerine dönerek “Bu deneyin amacı neydi” diye sordu. Uyanık bir öğrenci hemen “Zamanımız ne kadar dolu görünürse görünsün, daha ayırabileceğimiz zamanımız mutlaka vardır” diye atladı. “Hayır” dedi profesör, “bu deneyin esas anlatmak istediği "Eğer büyük taşları baştan yer-leştirmezsen küçükler girdikten sonra büyükleri hiç bir zaman kavanozun içine koyamazsın" gerçeğidir”. Öğrenciler şaşkınlık içinde birbirlerine bakarken profesör devam etti: “Nedir hayatınızdaki büyük taşlar? Çocuklarınız, eşiniz, sevdikleriniz, arkadaşlarınız, eğitiminiz, hayâlleriniz, sağlığınız, bir eser yaratmak, başkalarına faydalı olmak, onlara bir şey öğretmek! Büyük taşlarınız belki bunlardan birisi, belki bir kaçı, belki hepsi. Bu akşam uykuya yatmadan önce iyice düşünün ve sizin büyük taşlarınız hangileridir iyi karar verin. Bilin ki büyük taşlarınızı kavanoza ilk olarak yerleştirmezseniz hiç bir zaman bir daha koyamazsınız, o zaman da ne kendinize, ne de çalıştığınız kuruma, ne de ülkenize faydalı olursunuz. Bu da iyi bir iş adamı, gerçekte de iyi bir adam olamayacağınızı gösterir”. Profesör, ders bittiği hâlde konuşmadan, oturan öğrencileri sınıfta bırakarak çıktı...

Devamını oku...

5 Önemli Ders

Birinci ve En Önemli Ders

Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi: "Her gün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?.." Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50'lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki!.. Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu." Tabii dahil" dedi, hocamız.." İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakkeden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz gerekse bile.." Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. O hademenin adını da.. Perihan’idi.

İkinci Önemli Ders.. Yağmurda Otostop!..

Bir gece, vakit gece yarısına doğru Alama otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. ardaktan boşanırcasına yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. Gecen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda bir beyazın bir zenciye hem de Alabama'da yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi; Verdim. Bir hafta sonra kapım çalındı. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda.. "Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıkageldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı başardım. Biraz sonra son nefesini verdi. Tanrı bana yardim eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın!.. En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole."

Üçüncü Önemli Ders.. Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın..

Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10 yaşında bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu.. Çocuk sordu: "Çikolatalı pasta kaç para?" "50 cent!.." Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu: "Peki dondurma ne kadar.." "35 cent" dedi garson kız sabırsızlıkla.. Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki.. Çocuk parasını bir daha saydı ve "Bir dondurma alabilir miyim lütfen" dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Masayı sanki akan yaşlar temizleyecekti. Bos dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 cent duruyordu..

Dördüncü Önemli Ders.. Yolumuzdaki Engeller..

Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacaktı?. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir koylu çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı.. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde.. "Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı. "Her engel, yasam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.."

Beşinci Önemli Ders.. Önemli Olan Vermektir..

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yasam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan ayni hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yasındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve "Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi. Kan nakli ilerlerken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu. Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu.. Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu: "Hemen mi öleceğim?.." Küçük doktoru yanlış anlamış, ablasına vücudundaki bütün kani verip, öleceğini sanmıştı.

Devamını oku...
  • Kategori Siyer

Peygamberimiz (S.A.V) Hz.Muhammed’in ( 571 - 632 ) Hayatı

571:       - 20 Nisan 571. Hz. Muhammed’in doğuşu.(Fil olayından 50 gün sonra - Rebiulevvel ayının 12. Gecesi Pazartesi Günü ).Bu doğum ile birlikte bazı olağanüstü olaylar yaşandı.(Kabedeki putlar yer düştü; İran’da 1000 yıldır yanan ateş söndü; Save gölü kurudu…)

Peygamberimiz doğmadan 3 ay önce babası Abdullah Suriye seyahatinden dönerken Yesrib’te 25 yaşında vefat etmiştir.

Başlangıçta Peygamberimizi (3 veya 7 gün) annesi Âmine emzirdi. Sütü yetmediği için, daha sonra amcası Ebû Leheb'in azatlı câriyesi Süveybe tarafından bir müddet emzirildi.

Peygamberimiz doğduktan sonra daha iyi bakılması için devamlı Süt Annesi olan HALİME hatuna verilir.( 0 – 4 yaş arası )

— İNŞİKAK-I SADR: ( Peygamberimizin göğsünün Cebrail (as) tarafından yarılıp kalbinin zemzem ile yıkanması. Yani bir bakıma manevi bir ameliyat geçirmesidir. (İNŞİRAH SURESİ bu olayı anlatır)     

575:       Peygamberimiz, 4 sene, sütannesi Halime, eşi Haris ve sütkardeşleri Şeyma ve Abdullah ile kaldıktan sonra Mekke’ye annesi Âmine’nin yanına döner.

Peygamberimiz 2 yıl süre ile annesi ÂMİNE Hatun ile kalır.             ( 4 – 6 yaş arası )

577:       Peygamberimizin (s.a.s.), annesi Âmine ve dadısı Ümmü Eymen ile birlikte Medine’deki akrabalarını ziyareti dönüşünde annesinin Ebva denilen yerde ( köy ) vefat etmesi.

Yıllar sonra, Hicret'in 6'ıncı yılı Hudeybiye Barışı dönüşünde Rasûlullah (s.a.s.) Efendimiz, annesinin kabrini ziyâret edip, teessürle gözyaşı döktü.

Annesinin vefatından sonra Peygamberimiz’i (s.a.s.), dedesi Abdulmuttalip himayesine alır ve ölünceye kadar O’nu yanından ayırmayarak bakımını üstlenir. ( 6 – 8 yaş arası )

579:  Abdülmuttalip’in Peygamberimiz Sekiz yaşında iken vefat eder ve Peygamberimiz (s.a.s.) amcası Ebu Talip’in himayesine verilir.( 8 yaşından 25 yaşına kadar )

583:    Peygamberimizin (s.a.s.), amcası Ebu Talip ile birlikte Suriye ticaret kervanına katılması ve burada tanıştıkları Rahip Bahira’nın, Hz. Muhammed’in beklenen son peygamber olduğunu anlaması.

591:     Peygamberimiz Arap Kabileleri arasında çıkan ve haram aylarda devam eden FİCAR SAVAŞLARINA pasif olarak katıldı. Ok verdi ve gelen okları kalkanla karşıladı. Haram aylar 4 tanedir: (Zilkade-Zilhicce-Recep ve Muharrem)

Peygamberimiz zulüm ve haksızlığı önlemek amacıyla amcası Zübeyr başkanlığında oluşturulan, HILFUL FUDUL (Erdemliler Topluluğu) grubuna katıldı.

NOT: Peygamberimiz, bu cemiyetin çalışmalarından son derece memnun kaldığını Peygamberliğinden sonra: "İslâm'da da böyle bir cemiyete cağrılsam, yine icâbet ederim", sözleriyle ifâde etmiştir.

595:    Peygamberimizin (s.a.s.), Hz. Hatice ile ortak iş yapmak için Şam’a ikinci seyahati ve Hz. Hatice’nin kölesi Meysere’nin ona hayran kalışı ve seferden döndüğünde Peygamberimizi Hz. Hatice’ ye övmesi

596:    Peygamberimizin (s.a.s) Hz. Hatice ( Tâhire ) ile evlenmesi. Nikâhlarını Varaka bin Nevfel kıymıştır.

Hz. Hatice düğün hediyesi olarak Peygamberimize, köle olan Zeyd b.Haris’i hediye etmiş, Peygamberimiz Onu azad etmiştir.

NOT: Peygamberimiz evlendiğinde 25, Hz. Hatice ise 40 yaşında idi. Hz. Hatice önceden 2 defa evlenmiş, zengin ve dul biriydi. Bu evlilik Hz. Hatice’nin vefatına kadar 25 yıl sürdü. Peygamberimiz bu süre içerisinde başka biriyle evlenmemiştir.

PEYGAMBERİMİZ’İN ÇOCUKLARI

Kız Çocukları     : Zeynep, Rukiye, Ümmü Gülsüm,  Fatıma

Erkek Çocukları  : Kasım, Abdullah, İbrahim ( Mariye’den oldu. )

Araplarda kişinin, ilk çocuğun adı ile künyelendirilmesi âdet olduğundan Hz. Peygamber 'e de künye olarak "Ebü'l-Kasım" denildi.

NOT: Peygamberimizin erkek çocuklarının hepsi küçükken vefat etmiştir. Hz. Fatıma ise Hz. Ali ile evlenmiş ve bu evlilikten Hz. Hasan Ve Hz. Hüseyin olmuştur. Hz. Fatıma ise Peygamberimizin vefatından 6 ay sonra ahrete intikal etmiştir.

Hz. Osman ise Rukiye ve Ümmü Gülsüm ile evlenerek                       Zİ’N-NUREYN  (iki nur sahibi) lakabını almıştır.

PEYGAMBERİMİZ’İN AMCALARI

— Hamza:(Seyyidü’ş-Şüheda: Şehitlerin efendisi. Uhud’da şehit oldu. Aynı zamanda Peygamberimizin Sütkardeşidir.)

 — Abbas: (Mekke’den Medine’ye hicret eden en son muhacirdir.)

 — Ebu Talip:(Mümin dostu olan bir amcadır. İman etmeden vefat etmiştir. Hz. Ali ve Cafer-i Tayyar’ın babasıdır.)

— Ebu Lehep:( Peygamberimize sıkıntı veren, Şirkte sembol olan amcadır. Karısı ve Kendisi hakkında Tebbet Suresi İndi.)

— Zübeyr: Erdemliler Topluluğunun kurulmasına öncülük eden…

606:    Kâbe’nin tamiri esnasında Hacer-ül-Esved’in yerine koyulması ile ilgili olarak kabile reisleri arasında çıkan tartışmada “Muhammedü’l-Emin” diye bilinen Peygamberimizin (s.a.s.) hakemliği ile problemin çözülmesi ve bir anlamda meydana gelebilecek olan bir iç savaşa engel olması.

Hz. MUHAMMED’İN PEYGAMBERLİK DÖNEMLERİ

 Hz. Muhammed (s.a.s.) 40 yaşında Peygamber oldu. 23 yıllık Peygamberlik devresinin 13 yılı Mekke'de, 10 yılı Medine'de geçti. Bu itibârla Peygamberlik devresinin:

a) Nübüvvet'den Hicret'e kadar devâm eden 13 yıllık süresine                 "Mekke Devri" (610- 622);

b) Hicretten vefâtına kadar olan 10 yıllık süresine de "Medine Devri" (622-632) denir.

VAHYE HAZIRLIK

Peygamberimiz Mekke’nin kuzeyinde bir saatlik mesafesi olan                  Nur Dağı’nda ki Hira Mağarasında bir köşeye çekilir, sık sık Allah’ı tefekkür ederdi. ( Hz. Aişe; Peygamberimize yalnızlık sevdirildi demiştir. )

Hz. Muhammed (s.a.s.)'e ilâhi vahyin başlangıcı, sâdık rüyâlar şeklinde oldu. Gördüğü her rüya, gün yüzü gibi açığa çıkıyordu.                 Bu hâl, altı ay kadar devam etmiştir.

MEKKE DÖNEMİ (610–622)

610:  ( Peygamberliğinin 1. Yılı )

Peygamberimizin (s.a.s.) Cebrail’le ilk karşılaşması ve ilk vahyin gelmesi (Ebu’l Kasım’ın Muhammed ün Rasülullah olması )

 Peygamberimize ilk vahiy 610 yılı / 40 yaş, Ramazan Ayı Kadir Gecesi (Ramazan ayının 27. gecesi)’nde Cebrail tarafından Hira’da Getirildi.  

İlk İnen ayetler Alak Suresinin İlk beş ayetidir. (İkra!Bismirabbikellezi halak. Halaka’l İnsane Min Alag. İkra! Ve rabbükel ekram. Ellezi Alleme Bil Kalem. Allemel İnsane Me Lem…)

 Hz. Hatice ile Peygamberimizin Varaka bin Nevfel (amcasının oğlu) ile görüşmesi ve Varaka’nın Peygamberimizi teselli etmesi.

— İlk Müslümanlar (Hz. Hatice,Hz. Ebubekir, Hz. Ali, Hz. Zeyd)

  Hz. Hatice: Hz. Peygamber (s.a.s.)'e ilk imân eden ve O'nunla birlikte ilk defa namaz kılan kişi, eşi Hz. Hatice oldu.

  Hz.Zeyd: Kur'an-ı Kerîm'de açık olarak adı geçen sahâbî, yalnızca Zeyd'dir. (el-Ahzâb Sûresi, 37) Peygamberimiz (s.a.s.) onu Ümmü Eymen ile evlendirmiş, bu evlilikten meşhûr komutan "Üsâme" doğmuştur. Zeyd, Hicretin 8'inci yılında Mûte Savaşında şehid olmuştur.

İlk namazın Cebrail ile birlikte kılınması(İlk başta namaz sabah-akşam ve gece namazı olmak üzere 3 vakit iken Miraç Mucizesi ile 5 vakite çıkarılmıştır)

Peygamberimiz 3 yıl boyunca gizli davette bulunmuştur.

NOT: İlk vahiyden sonra Peygamberimize bir müddet ( Bu sürenin 15 gün ile 3 yıl arası olduğu söylenir) vahiy gelmemiştir. Buna FETRET-İ VAHY denir.

613 – 614:( Peygamberliğinin 4.ve 5. Yılı )

—  "Sana emrolunan şeyi açıkca ortaya koy, müşriklere aldırma". (el-Hicr Sûresi, 94) anlamındaki âyet-i celile ile İslâm'ı açıktan tebliğ etmesi emrolundu. Bunun üzerine Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) halkı açıktan İslâm'a dâvete başladı.

"Önce en yakın akrabanı (Allah'ın azâbıyla) korkut" (eş Şuarâ Sûresi, 214) anlamındaki âyet-i celîle inince Rasûl-i Ekrem (s.a.s.), Safâ Tepesi'ne çıkarak akrabalarını İslam’a davet etti.

 Açık dâvetin başlamasından sonra, halkla daha kolay temas edebilmek için Rasûlullah (s.a.s.), kendi evinden, Safâ ile Merve arasında işlek bir yerde bulunan "Erkam"ın evine (Dâru’l-Erkam) taşındı. (İlk dönem Müslümanlarının eğitim, ibadet ve sığınma merkezidir)

MÜŞRİKLERİNİN MÜSLÜMANLARA KARŞI DAVRANIŞLARI

 Müşriklerin, Müslümanlara karşı davranışları, sırasıyla beş safha geçirdi: Alay, hakaret, işkence, ilişkileri kesme (boykot), memleketten çıkarma ve öldürme (şiddet politikası).

— Bilal-ı Habeşi’nin Müslüman oluşu.(Hz. Ebubekir satın alıp Onu azad ediyor)

İslam’da İlk Şehit Aile ( Ammar’ın anne ve babası : Yasir ve  Sümeyye’dir.)

Peygamberimize davasından vazgeçmesi için teklifler yapılıyor

Peygamberimizin Mucizeler göstermesi (Ay’ı ikiye yarması)

615( Peygamberliğinin 6. Yılı )

Habeşistan’a 1. Hicret ( 11 erkek – 4 kadın ): Müşriklerin ezâları dayanılmaz bir hal almıştı. Müslümanlar serbestçe ibâdet edemiyorlardı. Bu sebeple Rasûlullah (s.a.s.) Müslümanların Habeşistan'a hicret etmelerine izin verdi.  (İçlerinde, Hz. Osman, eşi Rukiyye, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf ve Abdulllah b. Mes'ûd gibi muhterem zâtlar da vardı. )

Hz.Hamza ve Hz Ömerin Müslüman oluşu: Hamza, Peygamberimizin amcalarındandır. Süveybe'den O da emdiği için, Rasûlullah (s.a.s.) ile aynı zamanda süt kardeştir. Mekke Devri'nin 6'ıncı (616 M.) yılında Müslüman olmuştur.

NOT: Hamza ve Ömer'in (40. Müslüman) Müslüman olmalarıyla, İslâm'ın yayılması hız kazandı. ( Dâru’l-Erkam’dan Çıkış Hz. Ömer’in Müslümanlığı ile gerçekleşmiştir.)

616: ( Peygamberliğinin 7. Yılı )

Habeşistan’a 2. Hicret ( 77 erkek – 13 kadın ):Mekkeliler toptan Müslüman oldu" diye bir söylenti çıkmış ve bu asılsız haber tâ Habeşistan’a da duyulmuş, bu yüzden hicret eden Müslümanlar da, Habeşistan'da üç ay kaldıktan sonra geri dönmüşlerdir. Müslümanlar, Habeşistan'dan döndüklerine pişman oldular. Çünkü müşrikler zulüm ve işkencelerini daha da artırmışlardı. Bu sebeple Müslümanlar, Mekke Devri'nin 7'inci yılında (616 M.) 77'si erkek, 13'ü kadın olmak üzere 90 kişi 2'inci defa Habeşistan'a hicret ettiler. Bu ikinci hicrette kafile başkanı Hz. Ali'nin ağabeyi Câfer –i Tayyar'dı.

Habeşistan’ın Hristiyan ve adil Necaşisi Ashame, Muhacirlere sahip çıkmış ve onları oraya gelen Müşriklere teslim etmemiştir.

NOT: Habeşistan'da Müslümanlar güven içinde kaldılar. Bunlardan bir kısmı, Müslümanlar Medine'ye hicret edince Medine'ye gittiler (622 M.). Bir kısmı da Hudeybiye Barışına kadar orada kaldılar. (628 M.) Câfer'in başkanlığında son 16 kişilik kafile ise Hayber'in fethi esnâsında Medine'ye döndü. (628 M.)

617 – 619  : ( Peygamberliğinin 8–10. Yılı )

Mekkeli Müşriklerin boykot / ambargo ilanı ( 3yıllık ) Müslümanlar 3 yıl boyunca Ebi Talib Mahallesi^ne çekildiler.

NOT: Bu ambargo ile Haşimoğulları ile her türlü ilişkiye son verilecek; kız alınmayacak-verilmeyecek; alışveriş yapılmayacak; gıda yardımı yapılmayacak görüşülmeyecek, selam verilmeyecek, ikinci sınıf insan muamelesi yapılacaktır.

620:    ( Peygamberliğinin 11. Yılı )

Hüzün yılı (Senetü’l–Hüzün): Müslümanlar ablukadan kurtuldukları için sevindiler. Çektikleri sıkıntıları unutmağa başladılar. Fakat sevinçleri uzun sürmedi. Boykotun kalkmasından 8 ay kadar sonra, iki büyük acı ile karşılaştılar. Mekke Devri'nin 10'uncu yılı Şevvâl ayında önce Ebû Tâlib (80 Yaşının üstünde), üç gün sonra da Hz. Hatice  (65 yaşında) vefât etti.

— TAİF YOLCULUĞU: Peygamberimiz Zeyd bin Haris ile İslamı yayacak yeni bir üs bulmak için Taif’e gidiyor. Ama  oranın halkı tarafından taşlanıyorlar ve yaralanıyorlar. Sonra Peygamberimizi Utbe ve Şeybe adındaki iki kardeşi üzüm bahçelerine alarak koruyorlar. Burada Addas isminde bir köle Müslüman oluyor. Peygamberimiz  Mutim b.Adiy’in himayesinde Mekke’ye geri dönüyor, kabeyi tavaf ediyor ve evine gidiyor.

NOT: Mut'im, Bedir savaşında müşrik olarak öldü. Peygamber Efendimiz, Mut'im'in bu iyiliğini unutmamış, Bedir esirlerinin kurtarılması için Medine'ye gelen oğlu Cübeyr b. Mut'im'e: "Eğer senin o ihtiyar baban, sağ olsaydı da bu murdar herifleri benden isteseydi, hepsini ona bağışlardım." demişti.

İSRÂ VE MİRAÇ OLAYI

— İSRA  : Peygamberimizin Mekke’de ki Mescid-i Haram’dan Kudüs’te ki Mescid-i Aksa’ya  kadar olan gece yolculuğuna denir.                ( İsra;  Gece yürüyüşü demektir)

— MİRAÇ:  Peygamberimizin Kudüs’ten göklere oradan da                Sidretü’l -Münteha’ya olan yolculuğuna denir. (Miraç; göğe yükselmek anlamına gelir.)

Miraç Hediyeleri: 1- Amenarrasülü (Bakara 285–286) bu gece indi.  

2- Şirk koşmayanların cennete gireceği müjdesi verildi.

3-Günde 5 vakit namaz bu gecede farz kılındı.

Peygamberimizin ailesinden baskı gören Hz.Sevde ile evlenmesi. (Hz. Hatice’den sonra evlendiği ilk eşidir )

Peygamberimizin Medine’den gelen bir grup insanla (6 kişi) görüşmesi, onlara İslam’ı anlatması ve gelecek yıl tekrar Kâbe’ye gelmeleri için onlardan söz alması (Akabe Görüşmesi)

NOT: Hz. Peygamber (s.a.s.) ile Medine'liler arasında, hac mevsimlerinde "Akabe" tepesinde yapılan görüşmeler, Mekke Devri'nin 10-11 ve 12'inci yıllarında olmak üzere üç defa oldu 11 ve 12'inci yıllardaki görüşmelerde "Bîat" da yapıldı. Bu sebeple, Akabe görüşmelerinin sayısı üç; Akabe Bîatları'nın sayısı iki'dir.

621:    ( Peygamberliğinin 12. Yılı )

1. AKABE BİATI: Peygamberimiz Medine’den gelen 12 kişiye İslam’ı anlatmış, onlardan şirk koşmamaları, zina etmemeleri Hırsızlık yapmamaları, yalan söylememeleri, çocuklarını öldürmemeleri konularında söz almıştır.

— Musab bin Umeyr: İslam’ı anlatmak için Peygamberimiz tarafından Medine’ye gönderilir.(İslam tarihindeki İlk Öğretmendir.)

622:    ( Peygamberliğinin 13. Yılı )

— 2. AKEBE BİATI: Musab bin Umeyr önderliğindeki ikisi kadın 75 kişinin Mekke’ye gelerek Müslüman olması ve Medinelilerin Peygamberimize kendisini her şartta koruyacaklarına dair söz vermeleri ve O’nu Medine’ye davet etmeleri.

PEYGAMBERİMİZ  ( s.a.v. ) HİCRET YOLUNDA

 Mekke'den Medine'ye ilk hicret eden, Ebû Seleme, en son hicret eden ise Rasûlullah (s.a.s.)'in amcası Abbâs'tır.

Peygamberimiz’den kurtulmak için Müşrikler, Daru’n-Nedve’de toplantı yapıyorlar. Ebu Cehil’in teklifi kabul ediliyor.

Peygamberimiz Hz.Ali’yi yatağına yatırıyor ve Hz. Muhammed            Yâ-Sin Suresini okuyarak Müşriklerin üzerine toprak saçıp, aralarından görünmeden çıkıp gidiyor.

 Müşrikler sabah olunca Peygamberimizi evinde bulamıyorlar ve Hz. Ali’yi tehdit ediyorlar, yerini söyletmeye çalışıyorlar ve Hz. Muhammed’i bulana 100 deve vereceklerini ilan ediyorlar.

 Hicretin Ebubekir`le başlaması ve Mekke’nin 1,5 saat uzağındaki Sevr Mağarasında 3 gün saklanış. Müşriklerin Mağaranın ağzına kadar gelişi ve Peygamberimizin Hz. Ebubekir’i teselli edişi.

3 Gün Sonunda Peygamberimiz ve Hz. Ebubekir, Sevr’den çıkarak klavuzları Abdullah bin Uraykıt ile Medine’ye doğru yola çıkıyorlar.

 Süraka olayı (izci) : Peygamberimizin başına konan ödülü almak için onları takip etti fakat her seferinde atının ayağı kuma saplandığı için geri dönmek zorunda kalan iz sürücüdür.

15 günlük Kuba ziyareti: Medine’liler Rasûlullah (s.a.s.)'i Medine'ye bir saat uzaklıkta Kuba Köyünde karşıladılar.

İlk Mescidin yapılması: Rasûlullah  Kuba’da   14 gece misâfir kaldı. Bu esnâda Kur'ân-ı Kerîm'de "takvâ üzere yapıldığı" bildirilen Kuba Mescidi'ni binâ etti ve burada namaz kıldı. (Kuba Mescidi)

NOT: Rasûlullah (s.a.s.)'den 3 gün sonra tek başına yola çıkmış olan Hz. Ali de, gündüzleri gizlenip, geceleri yürüyerek, Kuba'da iken kafileye yetişti.

 Ranuna vadisi:  İlk Cuma / ilk hutbe : 14 gün sonra, bir cuma günü Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz devesine bindi. Karşılamaya gelenlerle muhteşem bir alay içinde Medine'ye hareket etti. Yolda "Rânûnâ Vâdisi"nde öğle vakti oldu. Rasûlullah (s.a.s.) burada arka arkaya iki hutbe okuyarak ilk Cuma Namazını kıldırdı.

Medine’ye giriş: Talaal Bedrü Aleyna ilahisi ile Rasülü karşılama.

MEDİNE DÖNEMİ (622–632)

622:

Peygamberimizin Ebu Eyyüb el- Ensari’nin ( Halid bin Zeyd ) evinde misafirliği. Bu misâfirlik Mescidü'n-Nebî"nin inşâatı tamamlanıncaya kadar 7 ay devam etti.

NOT: Medine’ye (Yesrib) hicret (Hicri takvimin başlangıcı sayılır.)

Mescidi Nebevi ( Peygamber Mescidi )’nin inşa edilmesi: Hicret sırasında, Rasûlullah (s.a.s.)'in devesinin çöktüğü, Halid b. Zeyd'in evinin karşısındaki boş arsaya mescid yapılacaktı. Neccâroğullarından iki yetim çocuğa âit olan bu arsayı, Neccâroğulları hibe etmek istedilerse de Peygamber (s.a.s.) Efendimiz kabûl etmedi. Bedeli olan 10 miskal (40.9 gr) altını Hz. Ebû Bekir ödedi ve arsayı satın aldı.

Arsada müşrik kabirleri, yabâni hurmalar ve engebeler vardı. Kabirler başka yere nakledildi. Hurma ağaçları kesildi, çukurlar düzlendi. Mescid'in yapımında bizzât Rasûlullah (s.a.s.)'de bir işçi gibi çalıştı. Temeli taştan, duvarları kerpiçten, direkleri hurma ağaçlarından yapıldı. Üzeri de hurma dallarıyla örtüldü; zemini ise topraktı. Kıblesi Kudüs'e doğru olan bu mescid'in, biri mihrab'ın karşısındaki ana kapı, biri Rasûlullah (s.a.s.)'in evine açılan kapı, diğeri de "Bab-ı Rahmet" denilen kapı olmak üzere üç kapısı vardı. Kıble'nin değişmesinden sonra, ana kapı ile mihrap yer değiştirdiler.

623: (Hicretin Birinci Yılı)

Mescid-i Nebi’nin İçinde “Hane-i Saadet”in (Peygamberimizin evi) yapılması ve Hicretten sekiz ay sonra Şevval Ayında Peygamberimizin Mekke’de iken nişanlanmış olduğu, Hz. Ebubekir’in kızı Hz. AİŞE ile evlenmesi.

Mescidi Nebevi’nin yanına ASHAB-I SUFFA'nın yapılması: Mescid'in bir tarafına da, etrâfı açık, üstü hurma dallarıyla örtülü bir gölgelik, (çardak, suffe) yapıldı. Evi ve âilesi olmayan fakir Müslümanlar burada kaldıkları için onlara "Ashâb-ı Suffe" denilmiştir.

— Ezanın ilk kez okunması: Mescid-i Nebi'nin inşâsı bittikten sonra, namaz vakitlerinin Müslümanlara duyurulmasına ihtiyaç duyuldu. Abdullah bin Zeyd rüyasında gördüğü ezan kelimelerini Peygamberimize anlattı o da Bilal’ın sesinin gür olduğunu söyleyerek bu sözleri Bilal’a öğretmesini tembih etti ve Bilal-ı Habeşi Mescid-i Nebi’de ilk ezanı okudu. ( İlk Müezzin )

— Muhacir – Ensar kardeşliğinin Kurulması: Mekke’den göç eden Mekkeli Müslümanlara Muhacir; Mekke’den göç eden din kardeşlerine her şeyleriyle yardım eden Medineli Müslümanlara ise Ensar denir.

— MEDİNE VESİKASI (ANLAŞMASI): Rasûlullah (s.a.s.) Mekkeli muhâcirlerle, Medineli ensârı kardeş yaparak birbirlerine bağladıktan sonra, Medine'yi dış düşmanlara karşı müştereken savunmak üzere muhâcirler, ensâr ve Medine'deki Yahûdîler arasında yazılı bir "vatandaşlık anlaşması" yaptı. Bu anlaşmaya göre: Yahudiler ve Müslümanlar kendi dinleriniz özgürce yaşayacaklar,  Medine dış tehlikelere karşı beraber savunulacak ve Her hangi bir anlaşmazlık durumu olursa hakem Hz. Muhammed olacaktı. (47 maddelik bir anayasadır)

İlk nüfus sayımı yapıldı: Rasûlullah (s.a.s.) "Bana Müslüman olduklarını söyleyenlerin isimlerini yazınız," buyurmuştur. Sayım sonunda Medine'de 1500 Müslüman bulunduğu anlaşılmıştır.


                     624: ( Hicretin İkinci Yılı )

BEDİR ZAFERİ ( 624 )

Gazve: Allah Resulünün katılıp, komutanlık ettiği savaşlar (27 tane)

Seriyye: Peygamberimizin kendisinin katılmayıp, yerine vekâlet etmesi için bir komutan görevlendirdiği savaşlar. (35 ile 66 arası)

Müşrikler: 1000 kişi - Müslümanlar: 305 Kişi

* Sebebi; Ebu Süfyan tarafından Şam ticaret kervanının düzenlenerek, Müslümanların Mekke’de bıraktıkları malların satılmak istenmesi

* Sonucu; Müslümanlar kazandı. 70 Esir, 70 Ölü. Esirler yapılan istişare sonucunda belli bir fidye karşılığında veya 10 Müslüman’a okuma yazma öğretme şartıyla serbest bırakıldı.

Esirler arasında Peygamberimizin amcası Hz. Abbas ve Peygamberimizin damadı ( Zeynep’in kocası Ebu’l-As ) da vardı.

NOT: Bedir savaşında müşriklerin önde gelen isimlerinden Ebu Cehil, Ümeyye b.Halef, Ukbe b. Ebi Muayt ,Utbe b. Rebia öldürüldü.

Kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan, Mekke'deki Kâbe'ye çevrilmesi: Hicretten 16-17 ay kadar sonra, Şaban ayının 15'inci günü Hz. Peygamber Medine'de Selemeoğulları Yurdu'nda öğle namazı kıldırırken, ikinci rek'atın sonunda;"Yüzünü gök yüzüne çevirip durduğunu görüyoruz. Seni elbette hoşnut olduğun kıbleye çevireceğiz. Hemen yüzünü Mescid-i Harâm'a doğru çevir. (Ey mü'minler) siz de nerede olursanız, (namazda) yüzlerinizi, onun tarafına çeviriniz..." (el-Bakara Sûresi, 144) anlamındaki âyet nâzil oldu. Hz. Peygamber yönünü hemen Kudüs'ten Mescid-i Harâm'a çevirdi. Cemâat da saflarıyla birlikte döndüler. Kudüs'e doğru başlanılan namazın, son iki rek'atı, Kâbe'ye yönelinerek tamamlandı. Bu yüzden Selemeoğulları Mescidine "Mescid-i Kıbleteyn" (iki kıbleli mescid) denilmiştir.

Hz. Osman’ın hanımı Rukiye’nin vefat etmesi: Rasûlullah (s.a.s.)'in kızı Hz. Osman'ın zevcesi Rukiyye Bedir zaferi esnâsında Medine'de vefât etmiştir. Eşinin hastalığı sebebiyle Hz. Osman Bedir Savaşı'na katılamamıştır.

Beni Kaynuka Yahudilerinin Medine dışına sürülmesi.

Ramazan orucunun farz kılınması.  İlk kez Teravih namazı kılındı.

Zekât’ın farz ve Sadaka-ı Fıtr’ın vacib kılınması.

 Kurban kesmek vacib kılındı.

İlk bayram namazının kılınması.

Peygamberimizin kızı Fatma ile Ebu Talibin oğlu Hz. Ali’nin evlenmesi

625- (Hicretin Üçüncü Yılı)

UHUD SAVAŞI ( 625 )

* Sebebi; Bedir savaşının intikamının alınmak istenmesi.

Müşrikler: 3000 kişi Müslümanlar: 700 kişi (300 Kişi: Münafıklar savaşa giderken yarı yolda ordudan ayrılıyorlar.)

Peygamberimiz savaşın nasıl yapılması hususunda Müslümanlarla istişare ediyor. Kendi görüşü Medine’de düşmanın karşılanmasıdır.

 Peygamberimiz savaşa giderken yerine Medine’de, görme engelli bir sahabe olan Abdullah bin Ümmi Mektum’u bırakıyor.

Hind tarafından tutulan Vahşi adlı köle Hz.Hamza’yı şehit ediyor.

Peygamberimizin yerleştirdiği 50 okçunun yerlerini terk ettiğini gören Halid b.Velid’in savaş taktiği sayesinde Müşrikler galip geliyor.

* Sonucu;

1. Müslümanlar yeniyor iken sonradan yeniliyorlar. ( 70 şehit )

2. Peygamberimiz (s.a.s.)’in sözünü tutmamanın zararını gördüler.

3. Peygamberimizin dişi kırıldı. Musab b.Umeyr, Hz.Hamza şehit oldu.

Peygamberimizin Hz.Hafsa ile evlenmesi (Hz. Ömer’in Kızıdır)

Peygamberimizin Zeyneb b.Huzeyme (ümmü’l-mesâkîn–yoksulların annesi) ile evliliği ve Hz. Zeyneb’in üç ay sonra vefat etmesi.

Hz. Hasan’ın doğumu (Peygamberimizin torunu – Hz .Fatıma’nın oğlu. )

Hz. Osman’ın Peygamberimizin kızı Ümmü Gülsüm ile evlenmesi.

626: (Hicretin Dördüncü Yılı )

— Racî Olayı: İslâm’a davet için çevre kabilelere gönderilen öğretmenler den dördünün şehit edilmesi, ikisinin de Mekkelilere satılması.
Bi’r-i Maune Faciası: Necid’e gönderilen 70 öğretmenin şehit edilmesi.

— Beni Nadir Gazvesi.  Hz. Muhammed’e suikast düzenlemek isteyen Ben-i Nadir Yahudilerin Medine dışına sürgün edilmeleri

Rasülullah’ın,, kocası Uhud’da şehit olan ve gidecek bir yeri olmayan Hz. Ümmü Seleme ile evlenmesi.

İçkinin haram kılınması. (4 aşamada gerçekleşmiştir)

627: (Hicretin Beşinci Yılı )

Ben-i Müstalik ( Müreysi ) seferi: Bu savaş sonunda Peygamberimiz savaş esirlerinden Cüveyriyye ile evlendi. Bunun üzerine Mustalikoğulları topluca İslama girdiler.                                             ( Kavmine en faydalı olan kadın Cüveyriyye’dirHz. Aişe dedi)

Teyemmüm Müslümanlara meşru kılındı. (Maide Sure 6.Ayet )

— İFK OLAYI: Hz. Aişe’ye Müreysi Seferi dönüşünde Sahabelerden Safvan bin Muattal  ile ilişkisi olduğu yönünde Münafıklar (Abdullah bin Übeyy: Münafıkların başı ) tarafından atılan çirkin iftira olayıdır. (İlgili ayetler: Nur Suresi 11–25)

HENDEK SAVAŞI ( AHZAB SAVAŞI ) ( 627 )

Müşrikler: 10.000 kişi – Müslümanlar: 3.000 kişidir.

*Sebebi; Müşriklerin Hayber’de ki ve Medine’deki Yahudilerinde desteğini alarak Müslümanları kökten temizlemek istemeleri

— Selman-ı Farisi’nin tavsiyesi ile Medine etrafına hendek kazılıyor. Hendek- 4 km. uzunluğu- 4,5 m. genişliği- 9 m. Derinliğindedir.

— Ben-i Kureyza İhaneti: Karşılıklı ok ve taşların atılmasıyla başlayan kuşatma aralıksız 27 gün sürdü. Müslümanlar açlık ve sefâlet içinde, zor ve sıkıntılı günler geçirdiler.

Savaşın en tehlikeli bir ânında, Benî Nadir Reisi Ahtab oğlu Huyey'in teşvikiyle Benî Kurayza Yahûdîleri de anlaşmayı bozup, müşriklerle işbirliğine başladılar. Rasûlullah (s.a.s.)'in nasihat için kendilerine gönderdiği Evs kabilesi Reisi Sa'd b. Muâz'ı dinlemediler. Düşmanlıklarını açıkça bildirdiler.

 Savaş esnasında çatışmanın şiddetli olduğu bir gün Rasûlullah (s.a.s.) ve Müslümanlar, o gün namaz kılmak için bile fırsat bulamadılar. Öğle, ikindi ve akşam namazlarını, yatsıdan önce, tek ezanla, tertip üzere kazâ ettiler.

NOT: Bu savaştan başka, hiçbir olayda Rasûlüllah (s.a.s.)'ın namazını geçirdiği nakledilmemiştir. Burada üç vakit namazını kazaya bırakması, Hendek savaşının ne derece sıkıntılı ve meşakkatli geçtiğinin en büyük delilidir. Bu yüzden Hz. Peygamber (s.a.s.):  "Allah onların dünyada evlerini, âhirette kabirlerini ateşle doldursun. Bize ikindiyi kılacak fırsat vermediler, nihâyet güneş battı" diye bedduâ etmiştir.

* Sonucu; 27 gün Medine kuşatıldı. 5 şehit – 4 ölü vardı.

- Bu savaştan sonra Peygamberimiz "Bundan sonra sıra bizde. Müşrikler artık üzerimize gelemeyecek, biz onların üzerine gideceğiz." buyurdu.

 Hendekte ihanet eden Beni Kurayza Yahudilerinin cezalandırılması:

Rasûlullah (s.a.s.) Hendek Savaşı'ndan dönmüş silahlarını çıkarmış, üzerindeki toz-toprağı temizlemek için, gusletmek istemişti. Bu esnâda Cibrîl (a.s.) at üstünde ve toz-toprak içinde geldi:

-"Aa, silahını çıkardın mı; vallâhi biz melekler çıkarmadık. Haydi, şunların üzerine yürü", diye Kurayzaoğullarını işâret etti.  Rasûlullah (s.a.s.) derhal Benî Kurayza'ya sefer ilân etti. Ashâbın sür'atle yola çıkmalarını sağlamak için, Hiç kimse ikindi namazını sakın başka yerde kılmasın, ancak Benî Kurayza yurdunda kılsın, buyurdu.

- Kuşatma 25 gün sürdü ve Ben-i Kureyza teslim oldu. Sa’d bin Muaz’ın hüküm vermesini istediler. Sa’d bin Muaz’da Tevrata göre hüküm vererek vatana ihanet cezasının idam olduğunu söyledi ve 600 Yahudi’nin kellesi vuruldu.

Rasülullahın halasının kızı (Zeyd’in eski eşi) Zeyneb bint Cahş ile evlenmesi

NOT:  Rasûlullah (s.a.s.), peygamberliğinden önce Zeyd'i evlâd edinmişti. Arabların örfüne göre, evlâdlık öz çocuk gibi sayılır, evlâd edinen kişinin mirâsçısı ve mahremi olurdu. Bu sebeple, evlâdlığın boşadığı kadın, evlâd edinen kişiyle evlenemezdi. Kur'ân-ı Kerîm Arapların bu örfünü hükümsüz saymış, evlâdlık âdetini kaldırmıştır. Bu sebeple, evlâdlığın dul kalan eşiyle, babalığın evlenmesi helâldir

628: (Hicretin Altıncı Yılı )

HUDEYBİYE ANLAŞMASI (628):

Peygamberimizin gördüğü rüya üzerine ashabıyla (1400 kişi)  hac için Kâbe’ye gitmesi; fakat müşriklerin savaş için geldiğini zannetmeleri üzerine savaş hazırlığı yapmaları.

(RIDVAN BİATI) Hz. Osman’ın Peygamberimizin mesajını iletmek için Müşriklere gönderilmesi ve Hz. Osman’ın öldürüldüğüne dair haberlerin yayılması üzerine Müslümanların Peygambere bağlılıklarını gösterme biatidir.

Hudeybiye Anlaşması maddeleri:

1- Müslümanlar o yıl hac yapmayacaklardı

2- iki taraf 10 yıl boyunca birbirleriyle savaşmayacaklardı.

3- Mekke’den Medine’ye Kureyşin izni olmadan sığınan olursa geri verilecek; Medine’den Mekke ye gelen olursa geri verilmeyecekti.

4- Her iki taraf dilediği kabileyle anlaşma yapabileceklerdi

Ebu Cendel olayı: Anlaşmanın yazılması henüz bitmişti ki, Süheyl'in oğlu Ebû Cendel, ayağındaki zinciri sürükleyerek çıkageldi. Babası onu Müslüman olduğu için, zincire vurarak hapsetmişti.

Her nasılsa kurtulmuş, bin bir güçlükle Mekke'den kaçmış, Müslümanlara sığınmağa gelmişti. Süheyl oğlunun geri verilmesinde isrâr etti. Aksi halde anlaşmayı imzalamadan döneceğini söyledi. Bütün çabalara rağmen, inadından dönmedi. Barışın sağlanabilmesi için, Ebû Cendel'in müşriklere teslimi gerekiyordu. Çektiği işkenceleri ve acıklı hâlini anlatarak müşriklerin elinde bırakılmamasını isteyen Ebû Cendel'i Rasûlullah (s.a.s): -Ey Ebû Cendel, biraz daha sabret, pek yakında Yüce Rabbım sana ve senin gibilere kurtuluş yolunu açacaktır, diye teselli etti.

Peygamberimiz eşi Ümmü Seleme’nin de görüşünü alarak Kurbanını kesip traş oluyor ve ihramdan çıkıyor.

— Fetih Suresi Hudeybiye’nin bir zafer olduğunu müjde için indirildi.

Peygamberimizin Habeşistanda bulunan, kocası dinden dönmüş olan Ebu Süfyanın kızı Ümmü Habibe ile evliliği. Rasûlullah (s.a.s), Hicretin 6'ıncı yılı Habeşistan'a bir elçi gönderdi. Habeş Necâşi'sini vekil yaparak Ümmü Habîbe'yi nikâhladı. Nikâh merâsiminde Câfer Tayyar ve diğer Müslümanlar da bulundu. Nikâhtan sonra Necâşi Ümmü Habîbe'yi Medine'ye gönderdi.

629: (Hicretin Yedinci Yılı )

İslam’a davet elçilerinin ve mektupların dış ülkelere gönderilmesi. Hz. Muhammed; Bizans, İran, Habeş, Mısır ve Gassan emirine mektup göndererek onları İslam’a davet etti.

HAYBER KALESİNİN FETHİ (629)

 Sebebi: Medine’den çıkarılan Yahudilerin Hayber’ de toplanıp, İslam düşmanlığı yapmaları…

— Hz. Ali (Hayber Fatihi). Peygamberimiz “Yarın sancağı bir kişiye vereceğim ki, Allah Hayber'in fethini O'nun eliyle müyesser kılacak. O kişi Allah ve Rasûlünü sever, Allah ve Rasûlü de onu sever”, buyurdu. Bu kimse Hz. Ali’dir. Ve Hayber Fatihi olarak tarihe geçti. Müslümanların ilk kazandığı toprak Hayberdir.

NOT: Savaş sırasında Yahûdîler’den 93 kişi öldü. Müslümanlardan ise 15 şehit vardı.

Bir Yahudi kadının Hz. Muhammed'i zehirleme girişimi.(Bişr bin el-Bera yemekten yiyerek zehirleniyor ve vefat ediyor.)

Hz.Safiyye ile Peygamberimizin evlenmesi : Hayber esirleri arasında, Benî Nadîr reisi Ahtab oğlu Huyey'in kızı Safiyye de vardı. Safiyye Hz. Harun'un neslinden olup, annesi de Benî Kurayza reisinin kızıydı. Hayber Yahûdîlerinin reisi Rabi' oğlu Kinâne ile evlenmişti. Kocası savaşta ölmüş, kendisi esir düşmüştü. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) O'nu Dihyetü'l-Kelbî'ye vermişti. Ashâb bunu uygun bulmadılar: -Hayber reisinin eşi Benî Kurayza ve Benî Nadîr'in en şerefli hanımının câriye olarak Dihye'ye verilmesi, Yahûdîler için son derece haysiyet kırıcı olur. Bu sebeple Safiyye'yi ancak sizin nikâhlamanız uygun olur, dediler. Rasulüllah (s.a.s.) Dihye'ye başka bir câriye verdi. Safiyye'yi azâd etti ve onunla evlendi

Fedek Yahudilerinin vergiye bağlanması. (Vadi’l-Kura seferi)

Mekke'den Habeşistan'a göçen Müslümanların Medine'ye dönmeleri: Habeşistan'a hicret etmiş bulunan Müslümanların 16 kişilik son kafilesi de, Hayber'in fethi sırasında döndü.

Başlarında Hz. Ali'nin kardeşi Câfer Tayyar vardı. Rasûlullah (s.a.s.) son derece memnun oldu. “Hangisine sevineceğimi bilemiyorum, Hayber'in fethine mi, yoksa Câfer'in gelişine mi?” Buyurdu. Ganimetlerden onlara da hisse ayırdı

 Umretü’l – Kaza: Hudeybiye anlaşması gereğince Müslümanların Kâbe’yi Ziyaret etmeleri (2000 Müslüman 3 Gün Boyunca Kabe’de ibadet etti)

Peygamberimizin Hz. Meymune ve evliliği (Hz. Meymûne, Rasûlullah (s.a.s.)'ın nikâhlandığı son eşidir.)

630: (Hicretin Sekizinci Yılı )

Komutan Halid b Velid ve Büyük Dahi Amr b el As'ın Müslüman olmaları ( Kureyş Ciğerparelerini kucağımıza attı – Hz. Muhammed)

MUTE SAVAŞI (630)

Müslümanların Bizans’la ilk karşılaşmalarıdır.

Sebebi:  Rasûlüllah (s.a.s.)'in elçisinin öldürülmesidir

— İslam sancaktarı Zeyd binHârise ,Cafer-i Tayyar, Abdullah bin Revâhanın ardı ardına şehit olmaları. Halid bin Velid (SEYFULLAH) önderliğindeki üç bin kişilik İslam ordusunun, iki yüz  bin kişilik Bizans ordusuna kafa tutması. Müslümanlardan 12 kişi şehit oldu.

NOT: Mute savaşını Cenab-ı Hakk, zaman, mekân ve mesâfe kavramlarını kaldırarak, sevgili Peygamberine savaş meydanını olduğu gibi göstermişti. Mescid-i Nebî'de minber üzerine oturmuş bulunan Allah Rasûlü (s.a.s.) gözlerinden yaşlar akarak bu savaşı ashabına anlattı.

Hudeybiye anlaşmasının Müşrikler tarafından bozulması

Ebu Süfyan’ın Medine’ye barış için gelmesi, kızının evinden kovulması.

MEKKE’NİN FETHİ (630)

Peygamberimiz 12 bin kişilik bir ordu ile Mekke’ye doğru harekete geçiyor.

Ordunun konakladığı yere gelen Ebu Süfyan Müslüman oluyor. Övülmekten hoşlanan Ebu Süfyan’ı peygamberimiz onure etmek için Her kim Ebû Süfyân'ın evine girerse, emniyettedir. Her kim kendi evine kapanır, ordumuza karşı koymazsa, emniyettedir. Her kim Harem-i Şerîf'e girerse, emniyettedir. Ebû Süfyân bunu ilân etsin,” buyurdu.

Kâbe’nin putlardan temizlenmesi : Kabede Bulunan 360 put Peygamberimiz tarafından kırılarak temizlendi.

Kimsenin burnu kanamadan fetih gerçekleşmiştir.

— Hz. Peygamberimiz’in genel af ilanı: Ey Kureyş cemaâtı! Size şimdi nasıl bir muâmele yapacağımı sanıyorsunuz? diye sordu. Mekkeliler hep bir ağızdan: - Hayır umuyoruz. Sen kerîm bir kardeş, âlicenâb bir kardeş oğlusun, diye cevap verdiler. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.): - Ben de size Yûsuf'un kardeşlerine söylediği gibi, "Bu gün size geçmişten dolayı azarlama yok. (Yûsuf Sûresi, 92) diyorum. Haydi gidiniz, hepiniz serbestsiniz

 Kâbe de ilk ezan okunması (Hz. Bilal tarafından okundu)

- Hind,Vahşi, İkrime b.Ebi Cehil gibi azılı kafirler Müslüman oldular.

HUNEYN SAVAŞI (630)

Mekke’nin fethinden 16 gün sonra yapıldı. Hevazin ve Sakif Kabilesi birleşerek 20. 000 kişilik bir ordu ile Huneyn Vadisine geldiler.

Müslüman ordusu gerek sayı, gerek silâh ve teçhizat bakımından mükemmeldi. Şimdiye kadar hiç bu kadar mükemmel bir orduları olmamıştı. Bu durum Müslümanların birçoğunu gururlandırıyor, "artık bu ordu yenilmez," diyorlardı. ( Tevbe Suresi 25-26 )

 Müslümanlar başlangıçta bozguna uğradılar fakat sonradan Taif’e kaçan düşmanlarını kovalayıp galip gelmeyi başardılar.(Taif Kuşatması )

En çok ganimet bu savaş sonunda kazanıldı. Kadın erkek 6 bin esir, 24 bin deve, 40 bin okiyye (yaklaşık 5 ton) altın ve gümüş ve pek çok kıymetli eşyâ ele geçmiştir. Peygamberimiz Müellefe-i Kuluba da pay verdi.

Peygamberimizin kızı Hz. Zeyneb’in vefat etmesi.

 631: (Hicretin Dokuzuncu Yılı )

SENETÜ’l – VÜFUD (ELÇİLER YILI)

Arabistan’ın her tarafında Müslümanlık sür'atle yayılıyordu. Arabistanın çeşitli bölgelerinde yaşayan kabîleler, Müslüman olmak veya Müslüman olduklarını bildirmek ve kabûl ettikleri İslâm Dini'nin esâslarını öğrenmek üzere, Hz. Peygambere heyetler gönderdiler. Bunların sayısı 70'i aşmaktadır.

 Kab bin Züheyr’in Müslüman olması ve Peygamberimizi öven  Kaside-i Bürde’yi yazması ve Peygamberimizin Hırka-i Şerifini Kasidesini beğenmesi üzerine kendisine hediye etmesi.

TEBÜK SEFERİ (631)

"Yakın bir kazanç ve normal bir yolculuk olsaydı, sana uyarlardı. Fakat çıkılacak yol, onlara uzak geldi. Kendilerini helâk ederek, "gücümüz yetseydi sizinle beraber çıkardık," diye Allah'a yemin edeceklerdir. Allah, onların yalancı olduklarını elbette biliyor." (Tevbe Suresi 42)

Medine ile Şam arasında bir yerdir. Bizans’a karşı yapılmıştır.

Peygamberimizin katıldığı son savaştır.

Münafıklar bu savaşa katılmamak için bahaneler uydurdular. Mevsim yazdı ve çok sıcaktı. Hasat zamanıydı. İşte bu gibi zorluklardan dolayı, bu seferin yapıldığı günlere Kur'an-ı Kerim'de " sâatü'l-usre " (güçlük zamanı) denilmiştir.Kur'ân-ı Kerîm'deki bu deyimden alınarak, bu sefere "Gazvetü'l-Usre", orduya da "Ceyşü'l-usre" adı verilmiştir.

Binek bulamadıkları için bu savaşa katılamama durumuyla karşılaşan ve bu yüzden dolayı ağlayan, üzülen 7 kişi vardır. Bunlara “ Bekkaun ” denir. Onlar hakkında Allah ayet indirmiştir.         ( Tevbe Suresi 92)

30.000 kişilik ordu Tebük’e gitmiş ancak düşman gelmediği için  savaş yapılmadan ordu geri dönmüştür.(İlgili ayetler: 9/81–82)

MESCİD-İ- DIRAR’IN YIKILMASI:

  Münâfıklar, Kubâ Mescidi'nin yakınında bir mescid yaptılar. Maksatları, Kubâ Mescidi'nin cemâatini bölmek, Müslümanlar arasına ayrılık sokmaktı. Münâfıklardan bir hey'et Tebük seferinden dönerken Rasûlüllah (s.a.s.)'ı karşıladılar. Yaptıkarı mescidde namaz kılmasını ricâ ettiler. Ancak bu esnâda, Tevbe Sûresi'nin 107-108'inci âyetleri indi. İbâdet için değil, fitne ve fesât ocağı olarak yapılan bu binada Rasûlüllah (s.a.s.)'ın namaz kılmasına izin verilmedi.

NOT: Tebük!e katılmayan üç kişiye sefer dönüşünde Peygamberimiz; Allah hakkınızda hüküm verinceye kadar bekleyin, buyurdu. Müslümanların bunlarla konuşmalarını yasakladı.

Tam 50 gün bunlarla kimse konuşmadı, kimse selâmlarını almadı. Vakitlerini üzüntü ile ve gözyaşları içinde geçirdiler. Sonunda, tevbelerinin kabûl edildiği bildirildi. (Tevbe 118)

HACCIN FARZ KILINMASI

Hicretin 9'uncu yılında hac farz kılındı. Fakat o sene Rasûlüllah (s.a.s.) haccetmedi. Hz. Ebû Bekir'i Hac Emiri olarak Mekke'ye gönderdi. Medine'den hacca gitmek isteyen 300 kişi de Hz. Ebû Bekir'le gittiler.

Hz. Ebû Bekir, Zilhicce'nin 8'inci günü Mekke'de bir hutbe okuyarak, haccın nasıl yapılacağını anlattı. Müslümanlar, Hz. Ebû Bekir'in anlattığı şekilde haccettiler. Müşrikler kendi bildiklerini yaptılar.

Hz. Ali’nin Müşriklere Tevbe suresini anlatmak için Peygamberimiz tarafından Mekke’ye gönderilmesi.

Habeşistan Necaşisi Ashame’nin vefatı ve gıyabi cenaze namazının kılınması. Peygamberimiz o gün "Bugün sizin salih bir kardeşiniz vefat etti. Kalkın onun namazını kılın!" buyurmuş ve namazını kıldırmıştır.

Peygamberimizin kızı Ümmü Gülsüm’ün vefatı ( Hz. Osman’ ın Eşi ) 

632: (Hicretin Onuncu Yılı )

Peygamberimizin oğlu İbrahim'in vefatı:

İbrâhim, Hicretin 8'inci yılı Zilhicce ayında doğmuştu. İki yaşını doldurmadan öldü. Rasûlüllah (s.a.s.) İbrâhim'i öper koklardı. Ölürken gözleri yaşardı. Avf oğlu Abdurrahman: - Ey Allah'ın Rasûlü, sen de mi ağlıyorsun? "Oysa ölüye ağlamayı men etmiştin," dedi. Rasûlüllah (s.a.s.): Ben, bağırıp çağırmayı, üst-baş yırtmayı men ettim. Bu ise, Allah'ın kullarının kalbine koyduğu şefkattir. Göz ağlar, kalb mahzûn olur. Biz, Rabbımızın rızâsına uygun olmayan söz söylemeyiz. Ey İbrâhim, seni kaybetmekten dolayı hüzün içindeyiz, buyurdu.

VEDA HACCI

Rasûlüllah (s.a.s.) Zilkade ayında Hac farîzasını edâ etmek için Mekke'ye gideceğini ilân etti. O'nunla birlikte haccetmek isteyen müslümanlar Medine'de toplanmağa başladılar.

Yolculuk 10 gün sürdü. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) 4 Zilhicce pazar günü Mekke'ye vardı. Kâbeyi usûlüne göre tavâf etti. Safâ ve Merve arasında sa'y yaptı. Arefe günü (9 Zilhicce cuma) sabahı, güneş doğduktan sonra devesine binip Arafat'a çıktı. Öğle vakti olunca, devesine binip Arafat Vâdisi'nin ortasına geldi. Kendisini dinlemek üzere 124 bin müslüman, etrâfında toplanmıştı. Rasûlüllah (s.a.s.) burada, onların şahsında bütün insanlığı "Vedâ Hutbesi" diye meşhûr olan insanlık târihinin en etkili ve önemli hutbesini irâdetti.

NOT: Peygamberimiz Veda Hutbesinde “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz sürece asla sapıtmayacaksınız. Bunlar: Allah’ın kitabı ve benim sünnetimdir”  buyurmuştur.

Nasr suresinin nazil olması (Hz. Ebubekir’in duygulanıp ağlaması - Peygamberimizin vefat alametlerindendir)

Son ayet-i kerime indi: "Bugün kâfirler dininizi yok etmekten ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün, sizin dininizi kemâle erdirdim, üzerindeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâmı seçip ondan hoşnûd oldum” (Maide 3 )

Müslümanlığın bütün Arabistan’a yayılması

Medine dışından kabilelerin gelerek İslam’a girdiklerini bildirmeleri

Hz. Muhammed’in Ramazan ayında Kur’an-ı Cebrail’e 2 Defa arz etmesi -  Peygamberimizin vefat alametlerindendir)

PEYGAMBERİMİZİN RAHATSIZLANMASI

Peygamberimiz Mekke’de 10 gün kaldıktan sonra Medine’ye döner.
Peygamberimizin Uhud şehitlerini ve Cennetü’l-Baki Mezarlığı'nı ziyaret ederek âhirete göçmüş müminleri selamlaması ve Kevser’de onları bekleyeceğini söylemesi.                    ( Peygamberimizin vefat alametlerindendir.)

Hastalığı esnâsında, kızı Hz. Fâtıma'ya gizli bir şey söylemiş, Hz. Fâtıma ağlamıştı. Daha sonra kulağına tekrar birşey daha söyleyince gülmüştü. Hz. Fâtıma bunun sebebini, Rasûlüllah (s.a.s.)in vefâtından sonra şöyle açıkladı. Rasûl-i Ekrem(s.a.s.): -Kızım, her yıl Ramazan ayında Cibrîl, Kur'an-ı Kerîm'i (o zamana kadar inmiş olan kısmını) benimle bir kere mukabele ederdi. Bu yıl iki defa mukabele etti. Sanıyorum, ecelim yaklaştı, buyurdu. Bunu duyunca ağladım. Sonra, ev halkı içinden kendisine ilk olarak benim ulaşacağımı söyledi. O zaman da güldüm. Gerçekten Hz. Fâtıma, Rasûlüllah (s.a.s.)dan 6 ay sonra vefât etti. Ehl-i Beyti'nden Rasûlüllah (s.a.s.)'e ilk kavuşan O oldu.                              ( Peygamberimizin vefat alametlerindendir.)

Ashabına Nasihatler: Peygamberimiz Mescide gelerek ashabına; Kabrimi put eylemeyin; Ensara iyi davranın; diyor ve bende hakkı olan varsa şimdi alsın diyerek helalleşiyor.

Peygamberimiz Suriye seferine hazırlanan orduya Usame b.Zeydi Komutan olarak atamıştır.

— Peygamberimiz. Son üç gün namazları kıldıramamıştır. Hz.Ebubekir yerine 17 vakit namaz kıldırmıştır.

Rasûlüllah (s.a.s.) Bâkî kabristanından döndüğü gece (19 Safer Çarşamba günü) hastalandı. Hastalığı 13 gün sürdü. 1 Rabiülevvel Pazartesi günü öğleden sonra vefât etti.

Ashabın büyük üzüntüsü ve Hz. Ebubekir’in Ashabı tesellisi

PEYGAMBERİMİZİN CENAZE NAMAZI NASIL KILINDI?

Peygamberimiz kendisinin yıkandıktan ve kefenlendikten sonra odasında yalnız bırakılmasını istemiştir. Peygamberimiz ”Çünkü benim üzerime, ilk önce iki dostum, Cebrail ve Mikâil, sonra İsrafil, sonra da yanında melek ordularıyla birlikte ölüm meleği Azrail namaz kılacaktır! Bundan sonra, takım takım giriniz, üzerime namaz kılınız ve salât-ü selam getiriniz!
Fakat överek, bağırıp çağırarak beni rahatsız etmeyiniz!
Üzerime namaz kılmaya önce ev halkımın erkekleri başlasın!
Sonra, onların kadınları kılsın
! Onlardan sonra da sizler kılarsınız!” buyurmuştur.

Ondan sonra ilk olarak Hazret-i Ebubekir (ra) Peygamber'in huzuruna girerek cenaze namazını kıldı. Sonra sıra ile Hazret-i Ömer (ra), arkasından Hazret-i Osman (ra) onun arkasından Hazret-i Talha, sonra Hazret-i Zübeyr, sonra peyderpey müslümanlar namazı kılmışlardır.

Peygamberimizi Hz. Ali yıkamış; Cenaze namazı gruplar halinde kılınmış, vefat ettiği yer olan Hz.Aişenin odasına defnedilmiştir. Daha sonra Peygamberimizin yanına Hz. Aişe’den İzin alınarak Hz.Ebubekr ve Hz.Ömer’de defnedilmiştir.

                ( İzzet EKER – Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğrt. )

Devamını oku...
Bu RSS beslemesine abone ol