Zekat, Hac ve Kurban İbadeti

HAC NEDİR VE NİÇİN YAPILIR ?

·         Hac ibadeti İslam’ın beş şartından biridir.

·         Hac, yılın belirli günlerinde (Zilhicce 9-10-11-12-13), ihrama girilerek Kabe’yi tavaf etmek ve Arafat’ta bir süre bulunmak suretiyle yapılır.

·         Hac hem malla, hem de bedenle yapılan bir ibadettir.

·         Belirli şartları taşıyan Müslümanlara ömürlerinde bir kez hac yapmaları farzdır.

·         İslam’ın beş şartından biridir.

·         Allah’ın verdiği sağlık ve zenginlik için bir şükürdür.

·         Hac, ibadet maksadıyla Allah’ın rızasını kazanmak için yapılmalıdır.

BİR MÜSLÜMAN’A HACCIN FARZ OLMASININ ŞARTLARI

·         Akıllı ve ergenlik çağına girmiş olmak

·         Özgür olmak.

·         Ekonomik durumunun yeterli olmalıdır. (Borçlu olmamalı, kendisinin ve ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek zenginliğe sahip olmalıdır)

·         Hac yapmaya engel olacak bir sağlık sorununun olmaması gerekir

·         Yol güvenliği olmalı. (yolda savaş, bulaşıcı hastalık gibi güvenlik sorunu olmamalı)

HAC VE UMRE İLE İLGİLİ KAVRAMLAR

MİKAT: Hac yasaklarının başladığı, Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkmak için hazırlığın yapıldığı ilk yerdir. Şekil olarak ihrama girmenin yanında duygu ve düşünce olarak da insanları kırmama, hoşgörü, sabır, insanlara saygı gibi dinin genel yaklaşımlarının daha derince yaşanması mikatla başlar. Türkiye’de havaalanında herkes bembeyaz ihram örtülerine bürünür. Artık yasaklar başlamıştır; saç, sakal ve tırnaklar kesilmez. Bütün vücudumuz bize karşı korunma altına alınmıştır. Şayet ihlal edersek ceza vermemiz gerekiyor.

İHRAM: Hac ve Umre`yle alakalı en temel kavramlardan biri ihramdır. İhram deyince akla ilk gelen şey beyaz dikişsiz elbise olsa bile, esasen ihram, hacca ve umreye gitmeye karar veren kişinin normalde helal olan tırnak kesmek, tıraş olmak, cinsel ilişkiye girmek, Mekke ve çevresinde bitkileri koparmak, yeşillere zarar vermek gibi bazı şeyleri kendisine haram kılmasıdır.

İHRAM ELBİSESİ: Hacca veya umreye giderken haramların başladığı yerde ihram giyilir. İhram dikişi olmayan ve kefene benzeyen iki parçadan oluşan sade bir giysidir. Buna elbise bile demek zordur. Kefeni hatırlatan ihram makam, mansıp, rütbe ve servet gibi bütün farkları sıfıra indirir, herkes fakir ve muhtaç durumdadır. Ama bu ihtiyaç kullara değil, Allah’adır. İhramı giyen insan dünyaya ait her şeyi geride bırakır, takva elbisesini giyer, “Ölmeden önce, ölünüz” hikmet dolu sözüne ittibaen kefen giymiş gibi olur.

KABE: Allah’ın emriyle Hz. İbrahim’in, oğlu İsmail ile inşa ettikleri, Müslümanlarca kutsal kabul edilen yeryüzündeki ilk mabedtir (ibadethanedir). Mekke’de bulunan Mescid-i Haram denilen büyük caminin ortasında bulunan ve Müslümanların namazlarında yöneldikleri yapıdır.

SA’Y: Hz. İbrahim, oğlu İsmail ile eşini o zamanlar için ıssız ve tarıma elverişli olmayan Mekke’de Kâbe’nin olduğu bölgeye bırakmış, onları Allah’a emanet etmişti. Hâcer validemizin suyu bitince, su aramak ve gelecek birini görmek için Safa ve Merve tepeleri arasında gidip gelmeye başladı. Bu gidiş geliş yedi defa olmuştu. Yokuşta yavaşlıyor, düze inince koşuyordu. Son seferinde Hz. İsmail’in bulunduğu yerden su çıktığını gördü. Bu, Allah’ın onlara bir ikramıydı. Çorak bir arazide yüzyıllardır hiç kesilmeden akan lezzetli ve besleyici bir su çıkması Hz. İbrahim’in Allah’a tevekkülünün ve duasının bir neticesiydi. Hacıların her sene gelirken getirdikleri, işte bu Hz. İbrahim döneminden günümüze kadar kesilmeyen bereketli zemzem suyudur. “Safâ ile Merve, Allah’ın belirlediği nişânelerdendir.” (Bakara, 2/158 Sonuç olarak sa’y, iman ve ihlâsa dayalı kulluğun tecellî ettiği bir ibâdetin bölümlerinden biridir. Kısaca; Safâ ve Merve tepeleri arasında Safâ’dan başlayarak Merve’ye, Merve’den Safâ’ya dört gidiş, üç gelişin yapılması. Haccın ve Umrenin Vaciplerindendir.

TAVAF: Kâbe etrafında Hacerü’l-esved hizasından başlayarak yedi defa dönmektir. Tavaf esnasında mü’minler büyük kâinatın küçültülmüş bir numunesini ortaya koyarlar. Çünkü kâinatta yıldız kümeleri, gezegenler, yıldızlar hatta güneş bile kendilerine ait bir yörüngede hareket etmektedirler. Kısaca; Kâbe’nin etrafında, Hacer-i esvedden başlayıp Kâbe sola alınarak (yani saat yönünün tersine doğru)  yedi kere dönmektir.

ŞAVT: Tavafta, Hacer-i Esved hizasından başlayıp Kâ’benin etrafında dönerek tekrâr aynı hizaya gelmek. Yani Kabe’nin etrafında yapılan her bir dönüşe Şavt denir.

VAKFE: Arefe günü Arafât’ta, bayram gecesi de, gece yarısından sonra Müzdelife’de bulunmak, buralarda Allah Teâlâ’ya telbiye, tesbîh, tekbîr gibi zikirlerle, istiğfâr ve dualarla, tefekkür ve tazarrularla ibâdet etmek, haccın en önemli vazifeleri arasındadır. Burada rekleri, dilleri, ülkeleri ve alışkanlıkları birbirinden çok farklı, fakat aynı Allah’ın kulu ve aynı Peygamber (sas)’in ümmeti olduğunun farkında olan milyonlarca insan burada Allah’a yönelmekte, O’na kulluklarını sunmakta ve O’ndan dileklerde bulunmaktadırlar. Allah Resûlü (sas)’in ifadesiyle haccın kendisinden ibaret olduğu vakfe aynı zamanda dünyada mahşeri temsil eden tek toplantıdır; üzerlerinde kefene benzer giysilerinden başka bir şeyleri bulunmayan insanlar Rabb’in huzurundalar. Hacca giden her mü’min Allah’a iltica eden bu büyük topluluk içinde mahşeri düşünmeli, henüz fırsat varken o güne hazırlanmaya gayret etmelidir.

Kısaca; durmak demektir. Arefe günü Arafat’ın Vadi-yi Urene denilen yerinden başka herhangi bir yerinde, öğle ve ikindi namazlarından sonra bir miktar durmaktır. Haccın farzıdır.

TELBİYE: “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk, La şerike leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülke lâ şerike leke: Sana geldim, buyur Allah’ım! Çağırdın koşup geldim, emrine hazırım. Sana geldim, ortağın yoktur, koşup geldim, hamd ve nimet Sana ait, mülk de Senindir. Ortağın yoktur Senin!” (Buhârî, Hac, 26; Müslim, Hac, 19-20) duası hacca giden kimsenin ihramını giyip iki rekat namaz kıldıktan sonra okuyacağı duadır ve “elest bezmi”nde verilen sözün bir karşılığı gibidir. Zencisi de, Arap’ı da, Japon’u da, Türk’ü de bu duayı okur. Bütün alt kimlikler gitmiş, yerine rengi ve dili farklı da olsa belli bir süre aynı dili konuşan, aynı dille ibadet eden Müslümanlar ortaya çıkmıştır. Bu, bütün hayat boyu devam ettirilmesi gereken bir sözdür.

ŞEYTAN TAŞLAMA: Hz. İbrahim (a.s.), Allah’ın emrini yerine getirmek üzere oğlunu kurban etmek için Mina’ya doğru ilerlerken şeytan yolunu kesmiş ve onun zihnini çelmek istemişti. Hz. İbrahim onu taşlayarak yanından uzaklaştırdı. Hac ibâdetini yapan Müslüman, cemre adı verilen yerleri taşlarken aslında içindeki şeytanı taşlamakta, onu kendinden uzaklaştırmaya çalışmaktadır. Bu bir vak’anın ifadesi olduğu gibi aynı zamanda bir hedeftir. Herkes içindeki şeytanı taşlamalı ve hayatından çıkarmaya çalışmalıdır.

SAFA TEPESİ: Sa’yın başladığı tepe.Sa’y yapılan 2 tepenin 1.si.

MERVE TEPESİ: Sa’yin yapıldığı iki tepeden 2.si.

RİDA: İhramlının belden üst kısmına örttüğü dikişsiz örtü.

İZAR: İhramlının belden aşağı kısmına doladığı örtü.

MÜZDELİFE: Arafat ile Minâ arasında kalan, Adem aleyhisselamla Hz.Havvanın yeryüzünde ilk buluştukları yer. Haccın vaciplerinden müzdelife vakfesi burada yapılır.

MİNA: Mekke ile Müzdelife arasında, Harem sınırları içinde bulunan bir bölge. Hacıların cemreleri (şeytanları) taşladıkları ve kurban kestikleri yer.

MESCİD-İ KIBLETEYN: Peygamber Efendimiz Medine`de öğle veya ikindi namazında iken kıblenin Kudüs’ten Kâbe’ye dönülmesi emrinin geldiği mescid.

MAKAM-I İBRAHİM: Hz.İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken ve insanları hacca davet ederken üstüne çıktığı taşın bulunduğu yer.Kabe kapısının 10-15 metre uzağında ve karşısındaki yer.

HİRA MAĞRASI: Cabel-i Nurdaki (Nur Dağındaki) mağara. Peygamberimize İlk Vahiy bu mağarada inmiştir.

HACER`ÜL ESVED: Kâ’benin doğu köşesinde Cennetten gelen Ebu Kubeys dağından getirilme parlak siyah taş.

ARAFAT: Mekke-i Mükerreme’nin güney doğusunda vakfenin yapıldığı yer.

RAVZA-İ MUTAHHARA: Mescid-i Nebi içerisinde peygamber efendimizin kabrinin bulunduğu bölüme verilen isimdir.

CENNETÜ-L BAKİ: Medine’de bulunan sahabe kabristanının adıdır.

HAC VE UMRE ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?

·         Hac farz, umre ise sünnettir.

·         Hac yılın belirli günlerinde (zilhicce 9/10/11/12/13), umre ise her zaman yapılabilir.

·         Umrede vakfe, şeytan taşlama ve veda tavafı yapılmaz, kurban kesilmez.

HACCIN İNSAN DAVRANIŞLARI ÜZERİNE ETKİLERİ NELERDİR?

·         İnsanlar arasında ayrım yapılmaması,Allah katında herkesin eşit olduğunun bilincine varılması.

·         İnsanları küçük görmeme, ayrım yapmama bilincini geliştirir.

·         Hacda içtenlikle ve samimiyetle dua eden hacılar günahlarının bağışlanacağının bilincinde olurlar, hacdan döndüklerinde de ibadetlerini yapmaya kötülüklerden sakınmaya daha çok istekli olurlar.

·         Hacda dünyanın dört bir yanından gelen Müslümanlar tanışır, kaynaşır birlik olurlar. Hep birlikte Allah’a (c.c.) yönelmenin mutluluğunu yaşarlar. Bu da aralarında sevgi, saygı, kardeşlik, birlik ve beraberliğin oluşmasına katkı sağlar.

·         Hac ve umre aracılığıyla Müslümanlar arasında kültürel alışveriş artar, kültürel ilişkiler artar.

·         Hac yapan insan, dayanışma, zorluklarla baş edebilme ve sabır gibi güzel nitelikleri kazanır.

·         Zenginlik, ırk, renk, veya başka türden farklılıkların önemsiz olduğu fark edilir.

·         Herkes yan yana durup aynı duygu ve düşüncelerle Allah’a ibadet ederler.

KURBAN NEDİR?

·         Kurban, kelime anlamı ile yakınlaşma demektir. Buradan hareketle, kurban kesmek; Allah’a yakınlaşma gayesiyle, O’nun verdiği mallardan, kurban edilmesi mümkün olan birini, yine O’nun rızası için boğazlamak demektir.

·         Mal ile yapılan bir ibadettir.

·         Kevser Suresi 2. Ayette kurban emredilmektedir.

KURBAN NİÇİN KESİLİR?

·         Kurban yüce Allah’ın buyruğunu yerine getirmek, onun rızasını kazanmak ve ona yakınlaşmak için kesilir.

·         Kurban Allah’ın (c.c.) vermiş olduğu nimetlere  şükretmenin yollarından biridir.

·         Kurban Allah’a (c.c.) olan bağlılığın bir göstergesidir.

·         Kurban ibadetinin tarihçesi Hz İbrahim’e (a.s.) kadar uzanır.

KURBAN HANGİ HAYVANLARDAN KESİLİR?

·         Koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlar. (bir kişi için kurban edilebilir.)

·         Sığır ve manda gibi büyükbaş hayvanlar. (7 kişiye kadar kurban edilebilir.)

·         Deve (7 kişiye kadar kurban edilebilir.)

·         NOT: Kümes hayvanları (tavuk horoz vs) kurban edilemez.

KURBAN KESMENİN KURALLARI, İNSANLARA FAYDALARI

·         Kurban sosyal dayanışma örneklerindendir.

·         Toplumumuzda ve dünyada yılda yalnızca kurbanda olmak üzere bir kez et yiyebilen insanlar vardır.

·         Kurbanın etleri ve derileri hayır kurumlarına bağışlanabilir, bu da toplumsal dayanışma ve yardımlaşmaya katkıda bulunur.

Not: Kurban derisi ve eti kurban sahibi tarafından kesinlikle satılamaz, kasaplık ücreti olarak verilemez. Kurban derisi ya eşya olarak evde kullanılır veya bir hayır kurumuna verilir.

·         Yapılan yardım ve paylaşmayla zengin ile fakir arasındaki bağlar güçlenir.

·         Kurban kesilirken hayvana eziyet edilmemeli, şefkatli olunmalıdır.

·         Kesilen kurbanın gözü uygun bir bez ile örtülebilir.

·         Kurban eti üçe ayrılmalı; bir bölümü fakirlere&yoksullara verlir, bir bölümü komşuya ve misafirlere ikram edilir, bir bölümü de evde bırakılır.

·         Kurban teşrik tekbirleriyle birlikte “Bismillahi Allahu ekber” denilerek kesilmelidir.

Not: Allah’ın (c.c.) adı anılmadan kesilen hayvanın eti haram olur.

·         Kurban kesilirken kıbleye doğru yatırılır.

 

·         Kurbanı kesebiliyorsa kurban sahibinin kendisinin kesmesi daha uygun olur, kesemiyorsa vekaletini kesen kişiye verir.

Son DüzenlenmePerşembe, 22 Aralık 2016 12:20
Osman KARAKAYA

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni

Yorum Ekle

(*) ile işaretlenmiş zorunlu alanların tümünü doldurduğunuza emin olun. HTML kodları kullanılamaz.